
Salgının bilançosu: Şaklabanlar palazlanırken gerçek bilim insanları dinlenmedi...
28.12.2020- 1 yıllık salgının bilançosu, hükümet politikaları, hatalar, bilim çalışmaları...
28.12.2020- 1 yıllık salgının bilançosu, hükümet politikaları, hatalar, bilim çalışmaları...
21.12.2020- Çağhan Kızıl: "Mutasyonda meydana gelen bir eksilme, kesin olmamakla birlikte virüsün bağışıklık sisteminden kaçabileceği yönünde bir fikri de ortaya çıkardı. Mutasyonla ilgili deneysel sonuçlar bir çıkarım yapmak için yeterli değil. İngiltere’deki yayılım mutasyonlara bağlı olabileceği gibi tamamen bir tesadüf de olabilir. Politik söylemler ve çıkarlar için yanlışlara sarılanlar halka iyilik yapmıyor. MRNA aşıları, şu anda yayınlanan veriler açısından en güvenli aşı tipleri arasında..."
14.12.2020- Çağhan Kızıl:" Yönetim aşı konusunda sınıfta kaldı. Aşı temin edilmesi pozitif bir gelişme ancak iki doz yapılması gerektiği için yetersiz ve bize en az 100-150 Milyon aşı gerekiyor. Bakan ‘Aşıyı beğenmezsek ödeme yapmayacağız’ dedi. Güvenliği ve etkinliği kanıtlanmadıkça aşıyı kimseye yapamazsınız. Aşıyı beğenmediğiniz an zaten çok geç oluyor. Türkiye Somali’nin IMF borcunu ödüyor, yandaş şirket ve tarikatlere PCR test ihaleleri akıtılıyor ama sağlık emekçilerine kötü bir öğle yemeği veriliyor.”
07.12.2020- Çağhan Kızıl: "Yönetim aşı konusunda sınıfta kaldı. Aşı temin edilmesi pozitif bir gelişme ancak iki doz yapılması gerektiği için yetersiz ve bize en az 100-150 Milyon aşı gerekiyor..."
30.11.2020- “Faz 3 çalışmaları gelmeden klinik çalışma dışında insanlar aşılanamaz. Belediyelerin ölüm sayılarını açıklamaya başladıktan sonra, resmi verilerin 2,5 katının sadece Belediyelerde olduğunu görüyoruz. Resmi rakamlara bile baktığımızda, her 9 dakikada 1 kişi hayatını kaybediyor...”
23.11.2020- Çağhan Kızıl: "Sağlık emekçileri işlerini yapıyor ve devletin görevi hayatlarını korumak. Sanki savaştaymışız ve sağlık emekçileri kendilerini feda ediyorlarmış gibi bir potada eritmek yanlış. Tünelin ucunda ışık var. Bu Pandemi’yi hep beraber aşacağız ancak geri dönüp baktığımızda utanması ve hesap sormamız gereken çok fazla insan olacak...”
16.11.2020- Çağhan Kızıl: “Bilim ve teknoloji, aşı ve maske karşıtları ve komplo teorisyenlerine karşı Pandemi’yi bitirmek için her şeyi yapıyor. Türkiye’de alınması gereken önlemler yerine, yayılıma hiçbir etkisi olmayan önlemler alınıyormuş gibi yapılarak sayılar düşük gibi gösterilip başarı hikayesi yazılıyor. Yönetimler ikiye ayrılıyor: Bilimsel veriler üzerinden ekonomik kaygıları asgari tutarak yönetenler, ikincisi de saklayan ve başarısız yönetimler. Bunlara ABD, Brezilya ve kesinlikle Türkiye de diyebiliriz. Normalleşme adımları çok hızlı atılmıştı ve bu rehaveti, yayılımı arttırarak şu anda geldiğimiz noktaya bizi ulaştırdı. Meslek örgütleri bu sürece hiçbir şekilde sokulmadı, dikkate alınmadı...”
09.11.2020- Çağhan Kızıl: "Trump’ın seçim çalışmaları 30 bin vakaya ve 700 ölüme yol açtı. Türkiye’de kaç kişi kongre, üye toplantıları ve düğünlerden dolayı hayatını kaybetti bilmiyoruz. Milyonlarca insan hastalığa yakalandı ve hayatını kaybetti. Bunun sebebi bilime sırtını dönen ve halkı yanlış yönlendiren siyasetçiler. ABD’de Trump, Türkiye’de ise iktidar. Resmi söylemde başarı hikayesi var ama ortada hiçbir başarı yok. Başarıyı yaratan şeyler, sağduyulu insanların toplumda gerçekleri söylemesi ve halkın önlem alabilmesi. Tüm uyarılara rağmen normalleşme kararı alan sizler, 'salgın kontrol altında' diyerek herkese rehavet aşılayan sizler, okulları açan sizler, fakat 'önceki gibi yaşamayız' diyorlar..."
02.11.2020- Çağhan Kızıl: “Salgının başından beri ikinci dalganın sert olacağını ve oluşturulan rehavet kültürünün bizi açmaza sokacağını belirttiğimiz zaman felaket tellalı olmakla itham edilmiştik. Salgını kontrol altına alabilecek güç varsa o yönetimdir. Çünkü veriler, uygulama, söylem ve medya kendi ellerinde. Ancak alınamadı ve baş edilebilir olmaktan çıktı. Siyasetçiler yalan söyler ama bir siyasetçi böyle bir durumda dakikalar içerisinde yalan söylemez. Fahrettin Koca’nın yalanları artık günlük rutin oldu. Bir dediği bir dediğini tutmuyor...”
26.10.2020- Çağhan Kızıl: "Türkiye, zaten olmayan başarısını Aralık ayında ‘muhtemelen’ yapılabilecek 5 Milyon aşıya bağlanmış durumda. Aşı bir mucize yaratmayacak, adil dağıtım yapılamayacak ve salgın engellenemeyecek. Çay fırlatma partileri, düğünler ve kongreler derken yangına körükle giden bir yönetim var...”
05.10.2020- Çağhan Kızıl: "Bakanın açıklaması şu demek: Türkiye, hasta olarak tanımladığı kişileri kayıtlara geçiriyor ve bu kişiler aslında tüm vakaların belli bir kısmı. Bu ne bilimle ne de pandemi yönetimiyle rasyonel bir şekilde uyuşan bir söylem değil. Zaten en kolayı semptom gösterenleri bulmak. Ancak salgının yayılımı özellikle gençler ve çocuklar gibi semptom göstermeyen kişilerle daha fazla gerçekleşiyor. Bu insanları bulma kve izole etmek gerekiyor. DSÖ, Türkiye’de vaka bildirimleri ile ilgili serzenişte bulundu ancak Bakan ‘Bizi tebrik ediyorlar’ diye açıkladı. Her şeyden bir başarı hikayesi çıkartma yoluna devam ediliyor.”
28.09.2020- Çağhan Kızıl: "Hastalanan kişilerin yaş dağılımı gittikçe gençlere doğru kayıyor. Bu kısa vadede ölüm oranlarını düşürebilir ancak yayılım artacak. Türkiye için tehdit olan noktalar, yönetimin otokratik yapıya bürünmesi, ekonomik krizin derinleşmesi ve sağlığın ticarileşmesinin daha kurumsal hale gelmesi. Türkiye pandemiye hazırlıksız yakalandı. Pandemi raporu olmasına rağmen yaşama geçirilmedi çünkü idari sorumluluk Sağlık Bakanlığı'ndan İçişleri Bakanlığına alındı ve süreç tıbbi değil siyasi bir süreç olarak yönetildi..."
21.09.2020- Çağhan Kızıl: "Birçok bölgeden gelen haberler, verilen sayıları yalanlıyor. Hekimler TTB’nin ‘Tükenmişlik’ dediği durumu yaşıyor. Salgın oldukça geniş kesime yayılıyor ve sağlık emekçileri hastalanıp hayatını kaybediyor. Filyasyon yeterli değil ve bunu işin ehli kişiler yapmıyor...”
14.09.2020- Çağhan Kızıl: "Genel bir kapatma, salgının yüksek seyirde devam ettiği yerlerde son çare olarak yaşama geçirilmek zorunda. İsrail’de salgının tekrar başlamasının sebebi okulların açılmasında ısrar olarak gösteriliyor. Pandemi döneminde vaka ve ölümlerin sayısına güven kalmadı. Detaylar açıklanmıyor, yayınlanan raporların gecikmesi söz konusu..."
07.09.2020- Çağhan Kızıl: "Pozitif hastalar ev karantinasına gönderiliyor. Bu kişi eczaneye gidiyor, toplu taşımaya biniyor ve karantinada kalıp kalmadığı da belli değil. Birçok kişi de hastalığını saklayıp toplantılar düğünler düzenleyebiliyor. Pandeminin gerçek yükünü anlamak için fazla ölümleri bilmek gerekiyor. Test negatif çıktıysa ve semptom varsa başka teşhis konuluyor ve ölümleri durumunda rapora Covid 19 olarak yazılmıyor..."
31.08.2020- Çağhan Kızıl: "Okullar açıldıktan sonra yayılım artacak mı, yetkililer nasıl önlemler aldı henüz bilmiyoruz. Türkiye’de veriler güvensiz ve bu durum artık geniş kesimlerce açıkça belirtiliyor.Meslek örgütleri ve hekimler gerçekleri söyledikçe verileri saklamak zorlaşıyor ve bu sayılar sadece bir kısmı. Bu süreç geleceği ve olup biteni bilmediğimiz ancak sürecin ağır olduğunu bildiğimiz bir şeye dönüştü..."
24.08.2020- Çağhan Kızıl: "Hastanelere refakatçi alınmaya başlandı çünkü sağlık çalışanları yetmemeye başladı. Hasta olan yakınınıza refakatçi olarak gittiğinizde size test yapılmıyor ve evinize toplu taşıma ile dönebiliyorsunuz. Bilim mükemmel değil ama elimizdekilerin en iyisi. Siyasetçiler çıkarları için birçok şeyi güvenilirliği kanıtlanmadan ortaya koyuyor. Türkiye’de de dut pekmezcileri ve kelle paçacılar aynı yere tekabül ediyor. Adalette barolar, eğitimde eğitim-sen, bilimde ise bilim insanları dışlanırken pandemi yönetiminde de TTB dışlanıyor ve bu durumdan hicap duyuyoruz."
17.08.2020- Çağhan Kızıl: "Türkiye’de salgın kontrol edilemez hale gelmişken, Sağlık Bakanlığı hiçbir soruya yanıt vermiyor. Koca, 2000’den fazla soru önergesinin yalnızca %19’una cevap vermiş. Türkiye’deki en büyük sıkıntı, verilerin güvensizliği. Ve Türkiye’de hala atılması gereken adımlar atılmıyor. TTB’nin pandemi raporuna göre, Türkiye’deki gerçek aktif vaka sayısı, paylaşılan resmî verilerin neredeyse 10 katı. Diyarbakır Tabip Odası bölgede günde 400-500 vaka tespit edildiğini ve PCR testi yetersizliği nedeniyle test yapılamadığını açıkladı. Eğer veriler doğru açıklansaydı, milyonlar mobilize edilmeseydi, bilim insanları dinlenseydi, yaygın test ve vaka takibi yapılsaydı bugün Türkiye’de farklı bir tabloyla karşılaşabilirdik."
10.08.2020- Çağhan Kızıl: "Ayasofya’daki 300.000 civarı insandan 3.000’inin hasta olduğu paylaşıldı. Rakamın doğruluğunu bilemeyiz ancak birçok vekil ve kişi orada maskesiz fotoğraflar çektirdi ve hafta içi tek tek pozitif olduklarını paylaştılar. Okulların açılması büyük bir risk. İsrail’de ikinci dalganın ortaya çıkması okulların açılmasıyla birlikte oldu. ABD’de ise bir yaz kampında çocuklar birbirlerini enfekte etti ve kapalı ortamlarda birçok çocuk hastalandı. Şanlıurfa’da İl Sağlık Müdürlüğü testlerin hatalı çıktığı ve bir süreliğine sekteye uğradığını bildirdi. Hem yapılan test sayısı az, hem de güvenilirliği düşük. Böyle bir denklem içinde bulunabilecek vakalar oldukça az.”
03.08.2020- Çağhan Kızıl: "Türkiye’deki test kriterleri zaman geçtikçe daha ufak bir hasta kesimini görmek üzere biçimlendiriliyor. Test sayıları az. Türkiye’nin 4 katı nüfusa sahip ABD’de günde 800 bin ile 900 bin arası test yapılıyor. Semptomlarınız olsa bile test olmanız hekim onayına bağlı ve testlerin güvenilirlik sorunundan da bahsetmiştik. Bu etkenler bir araya geldiğinde vaka sayılarının gerçeği yansıtması mümkün görünmüyor. Yoğun bakım ve entübe verilerinin tablodan çıkarılma nedeni bakan tarafından uluslararası standartlar olarak açıklandı ancak o standartlar böyle değil. Türkiye’de bu sayılar arttığı için bu veriler çıkarıldı. Hayatını kaybetmeden önce son testi negatif çıkan insanların ölüm sebepleri covid olarak yazılmıyor. Covid’e bağlı semptomlardan hayatını kaybeden insan Covid olarak yazılmıyor ve ölüm oranları düşürülüyor.”
27.07.2020- Çağhan Kızıl: "Asıl sorulması gereken soru ikinci dalganın olup olmayacağı değil, ikinciyi dalgaya hazır olacak mıyız yoksa olmayacak mıyız olmalı. Dört dörtlük Covid hastası değilseniz ve tüm semptomları göstermiyorsanız test yapılmıyor. Yani filyasyon ve vaka takibi yerle bir olmuş durumda. Görebildiğimiz şey buz dağının ucunun ucu. Tüm toplumun vücut ve akıl sağlığı ile bu kadar kolay oynamanın vebali Ayasofya’daki kalabalık görüntüleri yaratanların boynunadır. Özgürlüklerinden feragat eden hepimizin emeklerine yazık. Geçen hafta yapılan tarama çalışmasında rastgele test yapılan 1000 kişiden 3’ünde test pozitif çıktı. İstanbul’da nüfusa oranladığımızda en az 45.000 kişinin enfekte halinde gezdiğini ve farkında olmadığını görüyoruz.”
20.07.2020- Çağhan Kızıl: “Türkiye buz dağının sadece ucunu görüyor ve o küçük kısmı göstermeye çalışıyor. Türkiye’deki veriler dünyadakiler ile tutarsız. Bakanın dediği gibi yoğun bakıma yatış ve çıkış süresinin 2 gün olması mümkün değil. Bu süre dünyada 10-20 gün arasında. 2 güne düşmesi dünyadan saklanan müthiş bir tedavi bulduğumuz anlamına geliyor. Maraş, Isparta, Şanlıurfa, Gaziantep, Giresun ve Kars gibi yerler sadece hafta sonunda karantinanın uygulandığı bölgeler. Sahadaki durumla bize gösterilen sayılar birbirlerini tutmuyor. Türkiye’de test kriteri değişti ve sadece semptomu olan insanlara test yapılıyor. Vaka takibinde temaslı kişiler semptomları yoksa teste tabi tutulmuyor. Bu insanlar toplumda yayılıma devam ediyorlar.”
13.07.2020- Çağhan Kızıl: “Dünyada hastalığa yakalanan her 1000 kişiden ortalama 30’u hayatını kaybediyor. Salgın ne kadar uzun sürer ve vaka sayıları yüksek olursa o kadar insan hayatını kaybedecek. Ölüm oranının az olması bizi yanıltmamalı.Düşük gelirli bölgelerde hastalanma oranları çok yüksekken yüksek gelirli bölgelerde hastalanma oranları çok düşük. Toplumda resmi söylemin aksine görüntüler var. Peki ya toplumdaki büyük yayılım idari uygulamaların iyi yapılmaması nedeniyle oluyorsa? Testi pozitif çıkan ve verilere yansayan vakalardan semptomsuzların çıkarılması bu artışın ana nedeni. Türkiye sadece ağır vakalara müdahale etme ve veriye ekleme yolunu seçtiği için yoğun bakım sayısı yükseliyor olabilir."
06.07.2020- Çağhan Kızıl: “Salgında dünya olarak kimse başarılı değil. Başarı dediğimiz salgının tamamen sona ermesi. Bunun dışındaki başarı hikayelerinin herhangi bir geçerliliği yok. Genç nüfus normalleşme uygulamaları nedeniyle daha fazla hastalanıyor. Ölümlerin 1/3’ü ise 65 yaş altında yaşandı. Yaş dağılımında değişim var ve salgın artıyor. Salgının bitirilmesi sürecinde yeni toplumsal etkileşimler ve turizm ön plana çıkartılıyor. Hiçbir şey daha kötüye gitmezse dahi aylar sürecek bir sönümlenme sürecinden bahsediyoruz.”
Çağhan Kızıl: “Dünyanın ABD, Rusya ve Brezilya gibi hızlı vaka çıkan ülkeleri, normalleşmenin çok hızlı yaşandığı ya da hızlı önlem alınmayan ülkeler. Bilimsel araştırmalar Covid19’un öldürmese bile ileriye yönelik kronik hastalığa sebep olacağını söylüyor. İnsülin üreten hücrelere zarar vererek diyabeti tetikleyebiliyor. Hastalığı hafif geçirecek durumda olan bazı insanlar oksijen bulunamadığı için yaşamlarını kaybediyorlar. Yakın zamanda bir insanlık kriziyle daha karşı karşıya kalabiliriz. Türkiye’de başından itibaren başarı hikayesi yazılıyor ancak vakalara baktığımızda normalleştiğimiz günden bugüne kadar vakalar %20, ölümler %12, yoğun bakım hasta sayısı ise %53 artmış durumda.”
22.06.2020- Çağhan Kızıl: “Salgının en başından beri tehlike ve artma eğilimi devam ediyordu ve artık daha tehlikeli bir sürece girildiğini hem uzmanlar hem de DSÖ söylüyor. Türkiye’deki artışın sebebi elbette gerekli tedbirlerin alınmamış olması ve normalleşmenin hızlandırılması. R sayısı Türkiye’de salgının başında 9,6 idi, 4 Haziran’da ise bu değerin 1’e yükseldiği bilgileri var. Şeffaf olmayan tutumda ısrar etmenin açıklaması, toplumun sadece söylenenle yetinmesini sağlamak olabilir. Ancak bilim bir söyleme aracı değil, verilere bakarak yorum yapma ve geleceği anlamlandırabilme aracıdır.”
15.06.2020- Çağhan Kızıl: "Avrupa’da karantina önlemleri alınmasaydı 3,1 Milyon kişinin daha hastalanabileceği yönünde bir çalışma yayınlandı. Ölüm oranları düşünüldüğünde 10 binlerce kişi daha ölmüş olacaktı. Sosyal mesafe bir söylem değil pratik olmalı. Türkiye’de henüz ilk dalganın bitmediğini ve yükselişe geçtiğini görüyoruz. Bu yükseliş, hızlandırılmış normalleşmenin bir sonucu. Hareketliliğin artması, AVM ziyaretleri vb. nedenlerle vakalar yükselişe geçti. Eksik olduğunu düşündüğümüz resmi sayıların bile artış yönünde olması gerçek alarm zillerini çalıyor. TTB raporunda sönümlenme gerçekleşmediğini, karantina haberleriyle salgının devam ettiğini söylüyor ve normalleşmenin yeniden tanımlanması gerektiği üzerinde de görüş bildiriyor.”
08.06.2020- Çağhan Kızıl: "Türkiye’de baştan beri veri şeffaflığı konusunda ciddi sıkıntılar var. Hala vakaların hangi şehirlerde olduğunu veya enfekte kişilerin yaş aralığını bilmiyoruz. Nüfusa oranla yapılan test sayısına baktığımızda; her 1000 kişiye ABD’de 64 test, Rusya’da 87 test, İtalya’da 70 test ve Almanya’da 52 test düşüyor. ancak Türkiye’de 1000 kişiye yalnızca 28 test düşüyor. Son günlerde yapılan test sayılarının artmasının sebebi, askere gidecek olan belli kişilere test yapılmış olması. Ancak Türkiye’de yapılan test sayısı hala yeterli değil. Sağlık Bakanı “2. dalga gelmeyecek.” dedi. Bu tarz temeli belli olmayan pek çok argüman ortaya atıldı. Bunu destekleyecek bilimsel yayınlar, şeffaf epidemiyolojik veriler paylaşılmalı."
01.06.2020- Çağhan Kızıl: "Vaka sayılarında belli bölgelerde azalma yaşanırken Dünya’da salgın devam ediyor. Şubat ve Mart’ta yükseliş gösteren Avrupa ise vakaları kontrol etmeye başladı. Türkiye’de günlük ortalama çıkan 1000 vaka, salgının kontrol altına alındığı Avrupa ile benzer ancak test sayısına baktığınızda Avrupa bizden 2 kat fazla test yapıp aynı vakayı çıkarıyor. Herkesin aklındaki soru yeni dalganın olup olmayacağı. Buna kimsenin bir yanıtı yok ve sorular yavaş yavaş yanıtlanıyor. Hastalığın tanımlanması çalışmaları her gün devam ediyor ve hastalığı tanımaya başlıyoruz."
21.05.2020- "Bakan Koca’nın yaptığı '2. dalga beklemiyorum' açıklaması çok talihsiz bir açıklama. Bunun bilimsel dayanağı nedir? Az test eşittir az vaka, bu kadar basit."
20.05.2020- Çağhan Kızıl: “Dünyada ilk aşamada büyük bir salgın bertaraf ediliyor izlenimi var ancak bunun gerçekleşebilmesi için çok büyük özveriler gerekti, insanlar 8 haftadır evde. Ülkelerin sosyal yaşamı açmalarının bir faturası olacak ve bu fatura olabildiğince yüksek ve geniş test yapmaları ile önlenebilir. Türkiye’nin test seviyesi oldukça düşük ve bin kişi başına 0,34 test yapılıyor. İtalya 0,88, Birleşik Krallık 1,10, ABD 1,13, Almanya ise 0,65. En yakın olan Almanya bile 2 katı test yapıyor. Salgının azaldığına dair verilen rakamlara bakarsak da bir emare yok. Her gün 50-100 kişi karantinaya alınıyor, binalar mahalleler kapatılıyor. Zaten bu sosyal hayata geri döndüğümüzün göstergesi.”
19.05.2020- Çağhan Kızıl: "Yapılan analizlerde, şu anki normale dönme durumunun sonuçlarının 4-6 hafta içerisinde ortaya çıkacağı konuşuluyor. New Jersey eyaletinde yapılan çalışmada, testlerle belirlenen vakanın 4 katı oranında gerçek vaka olduğu düşünülüyor. Testleri ne kadar artırırsanız gerçek orana o kadar yakınlaşabiliyorsunuz. Yaptığınız testlerin yüzde kaçı pozitif çıkıyorsa ve bu yüksek bir değerse, toplumda pozitif insanların olma olasılığı daha fazla ve daha etkili tarama mekanizmaları hayata geçirilmeli. Testler azaldıkça vaka sayıları azalır. Göstermek istediğiniz istatistikler başarı algısı yaratabilir ancak salgın devam ediyor ve verilerin şeffaf paylaşılmaması Türkiye’de böyle bir sorun yarattı.”
18.05.2020- Çağhan Kızıl: "Virüsün bir biyolojik silah olduğu argümanına sarılanlar bunu kanıtlamalı. Bu kisiler bilim insanlarının onların fikirlerinin aksini kanıtlaması gerektiğini düşünüyor. Bazı insanlar virüsün üretilerek insanların başına musallat edildiğini söyleyerek sosyal mesafe kurallarını reddedip protestolar düzenliyorlar. Dünyada bu artmaya başladı. Vaka tanımlama kriterleri hala testin pozitif çıkması üzerinden. Testi negatif çıkan ve semptom göstermeyen ancak pozitif olan insanları bulmak neredeyse imkansız."
15.05.2020- Çağhan Kızıl: "Az test yaparsanız az vaka ortaya çıkar ve Türkiye’deki tabloyu hala bilmiyoruz. Ortaya çıkan görüntüler toplumun eskisi gibi yaşadığını gösteriyor. Türkiye’nin sağlık personeli yeterli olmayabilir. İkinci dalgaların gerçekleşeceğini biliyoruz. Türkiye’de bunun şiddeti ne olacak kapasitemizi nasıl etkileyecek göreceğiz. TTB raporlarında, pandemi yönetim ve işleyiş basamaklarının doğru uygulanmadığını, epidemolojik verilerin de kullanıp açıklanmadığı belirtiliyor. Türkiye’deki vakaların tanımlanmasında büyük eksiklik yaşanıyor. Klinik bulguları olan insanların dağılımını bilmiyoruz.”
14.05.2020- Çağhan Kızıl: "Avrupa’daki rahatlamanın neler getireceğini, yeni normalimizin nasıl olacağını ve bu deneyin sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Salgını kontrol altına aldık söylemi devam etmesine rağmen hala binlerce vaka çıkıyor. Apartmanlar ve bölgeler karantinaya alınıyor, test sayımız da artmıyor. Eğer salgın bu şekilde kontrol altına alınmışsa ya hesaplarda hata var ya veriler açıklanmıyor ya da olmayan bir şey halka söyleniyor. Salgın ve risk devam ediyor. Genel ve en az 3 haftalık bir karantina uygulanmalıydı ancak bu tedbir alınmadı. Eğer ekonomi değil insan sağlığı ön plana konsaydı salgın sönümlenmeye geçebilirdi. Şeffaflığın olması gerçek tabloyu görebilmemizi getirecek. Sayılar tartışılarak istatistik biliminin doğru uygulanıp uygulanmadığı ortaya çıkarılabilir.”
13.05.2020- Çağhan Kızıl: “Birçok insanı kapılarda ve AVM’lerde görüyoruz. Bu bir insan ilişkisi ve sosyal yoğunluk yarattı. Sosyal yaşam yavaş yavaş geriye döndürülüyor. Pandemi ile mücadelede ekonominin öncelenmesi çok büyük bir hata olabilir çünkü etkileri hemen görülmeyecek. Bugünkü etkileşim haftalar sonra kendisini vaka ve ölüm olarak gösterebilir. Türkiye’de hastaların etrafındakiler için ‘eğer onlar da semptomluysa test yapılsın’ diye bir kriter belirlenmiş ancak dünyada bu böyle değil. Yapılan test sayıları kişi değil test sayıları. Mükerrer testler buna dahil ve bunların sayısını bilmiyoruz.”
12.05.2020- Çağhan Kızıl: “400.000 kişinin hasta olduğunu bilmeden dolaştığı rakamına nasıl ulaşıldığını bilmiyoruz ancak bu yüksek bir sayı ve normalleşmeden bahsedilecek bir durum yok. Anadolu’nun belli kentlerinde testler hala çok az sayıda yapılıyor. Türkiye genelinde de test sayıları oldukça düşük. Bu biraz test yapma kriterine de bağlı. Uzun süreli bakım kuruluşlarında olanlara dair DSÖ test yapılmasını önerirken Almanya ve Fransa hariç hiçbir yerde test yapılıyor. Türkiye’de ise kısmen yazılmış ancak detay yok.”
11.05.2020- Çağhan Kızıl: "Şu an için sayılar düşüşte falan salgının yayılmaya başlaması anında bir götüntü ile değil birkaç gün sonra artan vakalarla karşımıza çıkıyor. Almanya’da R değeri yükseliyor ve vakalar da artarsa tekrar karantina günlerine dönmek kaçınılmaz. AVM’lerin ve liglerin başlaması gibi birçok konu, yaratılan rehavetin nedeni ve bunun sonuçları da olacak.”
08.05.2020- Çağhan Kızıl: "Almanya’daki cesur adımlara sevinen ve kaygı duyanlar. Önümüzdeki günlerde bu adımların salgınla ilgili nasıl bir gelecek getireceğini göreceğiz. Bugün ortaya çıkan bilgide, Türkiye pandemik ile mücadele bilgilerinin toplandığı veri tabanına ilk kez 5 Mayıs’ta girmiş. Türkiye’deki vakalara baktığımızda her gün binlerce yeni vaka çıkıyor ancak bu sadece görebildiklerimiz. Görmediğimiz vakalar toplumda dolaşıyor. Test sayısı bu aşamada çok az. Evlerde de hareket edilebilir ve mutlaka hareket edilmeli. Bu hastalıkla mücadele bağışıklığı güçlü tutmakla ilgili ve hareketsiz kalındığında bağışıklık düşer.”
06.05.2020- Çağhan Kızıl: "Bilim insanlarına göre ivmeler düşüşe geçse bile hastalık ortadan kalkmadı ve ikinci dalga olasılığı çok yüksek ve zamanı da belli değil. Türkiye’deki gerçek tabloyu, vakaların yaş-lokasyon vb. dağılımlarını bilmediğimiz için normalleşme hazırlıkları çok büyük bir risk taşıyor. Sınavların öncelik yapılması milyonlarca insanın toplanmasını beraberinde getirecek. Normalleşme algısı, hem sınavlar hem de AVM’lerin açılması doğru değil. Sağlık Bakanı mesafe kurallarına uyulması gerektiğini söylüyor ama salgının kontrol altına alındığı algısından sonra rehavet zaten yaratılmış durumda."
05.05.2020- Çağhan Kızıl: “Her ne kadar semptom göstermeyen insanlara ulaşamıyor olsak da bu, toplumdaki hastalığın yayılmasına katkıda bulunmadıkları anlamına gelmiyor. İstanbul’da salgın devam ediyor. Bu kadar büyük bir yaygınlık varken bir anda bitmesi ve normale dönmemiz mümkün değil. Sayılar da bunu gösteriyor. Normalleşme aynı zamanda siyasi tercih olarak da bir normalleşme olarak okunabilir.”
04.05.2020- Çağhan Kızıl: “20 haftadır devam eden salgın ve enfeksiyon, Dünya’da son bir haftada hız kazandı ve farklı coğrafyalara farklı zamanlarda sirayet ediyor. Büyük ihtimalle ikinci ve üçüncü dalgalar gelecek. Çünkü bu salgın hastalıkların doğası ile ilgili bir şey ve bilim insanlarının bunun olacağına dair şüphesi yok. Türkiye’deki pozitif tablo gerçek mi emin değiliz çünkü vaka ve ölümlerin yaş-yer dağılımı vb. verileri bilmiyoruz. Sayılar gördüğümüzden kat be kat fazla olabilir."
01.05.2020- Çağhan Kızıl: “Salgın devam ediyor ve hiçbir şekilde kontrol altına alındığını söyleyemiyoruz. İyimser bir tablo çizmek için çok erken. Bu tablo bize pozitif olarak geri dönmeyecek. Türkiye’de binlerce insan hastalığa yakalanmaya devam ediyor ve bu yakalanma dinamiklerini hiçbir şekilde bilmiyoruz ve bilim insanları gelecek tahmini yapamıyor. Sayıların şeffaf olarak ortaya konmaması ve şeffaflık tanımının da yanlış anlaşılması gibi bir durum var.”
30.04.2020- Çağhan Kızıl: Dünyaya baktığımızda bitmeyen ve her an eski haline dönebilecek bir salgından bahsediyoruz. İnsanlar kendi iradeleriyle kendilerini sosyal hayattan çekmeli. 'Türkiye'de Salgın azalıyor' söylemi doğru değil."
29.04.2020- Çağhan Kızıl: ''Almanya bu süreçte başarılı oldu fakat yapılan gevşetme uygulamaları ile üreme sayısını da biraz yükselttiklerini görüyoruz. Bu bize de örnek olmalı. Gördüğümüz resmi vaka sayılarını 5’le çarpabiliriz çünkü semptom göstermeyen ve yüksek test olmadığı için de tespit edilemeyen hastalar var. Politik söylem ile bilimsel söylemin farkına dikkat çekmek gerekiyor. Trump’ın kötü günleri geride bıraktıkları söylemi doğru değil. Türkiye’de durum böyle. Almanya Çalışma Bakanı, salgın geçse bile insanların evinden çalışabilecekleri yasal düzenlemelere gidileceğini açıkladı.'
28.04.2020- Çağhan Kızıl: "New York’un bu kadar çok etkilenmesinin sebebi bir seyahat merkezi olması ve sosyal mesafenin de düşük olduğu sıkışık bir alan olması. Dünyanın her yerinde salgının ağır yaşandığı bölgelerde de kontrol altına alınmış değil, hala enfekte olup hayatlarını kaybediyorlar. Türkiye’de 2 gün önce 40 Bin’e yakın olan test sayısı şu an 20 Bin’e düşmüş durumda. Salgın Türkiye’de bitmedi ve kontrol altına alınmadı. Böyle bir vurgu yapmak büyük risk taşıyor. Toplumda enfekte insanlar var, bitmedi ve bir süre daha bitmeyecek. Bu yüzden yüksek sayıda test edilmesi önemli. Türk Tabipler Birliği sürekli erken başarı hikayesi yazmanın kimsenin yararına olmayacağını ve ciddiyeti azalttığı için de tehlikeli olduğunu belirtiyor.”
27.04.2020- Çağhan Kızıl: “Dünyada neredeyse her yerde salgın devam ediyor. Bazı ülkelerde küçülmeye gitmiş olsa bile sokağa çıkma yasakları devam ediyor. Ne zaman normale döneceğimizin yanıtı, normalin ne olduğunu tanımlamakla başlıyor ve bu da süreci nasıl işleteceğimiz ile ilgili. Hala artan bir salgında ölüm oranlarının bu şekilde artması, bir süre daha devam edeceğini gösteriyor olabilir. Sadece İstanbul’da değil, başka şehirlerde de ortalamanın üzerinde ölüm oranı var ve bunların bilimsel açıklaması yapılmadı. Artması gereken testlere rağmen test sayıları azalıyor. Etkin test sayısını azalttığınızda vaka sayısı da düşecektir. Salgının azalması kavramı, bir kişinin kaç kişiye enfeksiyon yaydığı ile ilgili bir endeks. Türkiye’de salgın azalmıyor.
24.04.2020- Çağhan Kızıl: "Resmi söyleme göre salgın tamamen kontrol altına alındı ve bu bir başarı hikayesi. Verilen rakamlar doğruysa ölüm oranları düşük seyrediyor. Ancak dünyanın hiçbir yerinde bu kadar sabit bir ölüm oranı yakalanmadı. Bu da kafalarda soru işaretleri yaratıyor. Hastane dışında bakım evlerinde insanlar hayatını kaybediyor. Türkiye’de bakım evlerinde bu oran nedir? Son 2 ayda bir artış var mu? Bu sorular yanıtsız. Ölüm oranlarında sebebi belirlenemeyen artışlar dünya genelinde `şüpheli Covid vakası` olarak kaydedilmeye başlandı ancak Türkiye bunu yapmıyor çünkü ülkedeki ölüm oranlarını düşük göstermek istiyorlar."
23.04.2020- Çağhan Kızıl:“Dünya’da tepe noktasına ulaşma dinamikleri uzun sürdü. Türkiye’nin sert önlemler almamasına rağmen tepe noktasına nasıl ulaştığı muamma. Görünen ve verilen rakamlar sadece ulaşılabilen ve buzdağının görünen kısmını gösteren rakamlar. Toplumda yaygınlığın nasıl ilerlediğini ve kaç kişinin bağışıklık kazandığını bilmek geleceğe dair planlama yapmak için önemli. Bazı testlerde negatif çıkan sonrasında pozitif ve yine negatif çıkabiliyor. Belki bu insanlar bu şekilde virüsleri hiçbir zaman vücutlarından atmıyor da olabilir.”
22.04.2020- Doç. Dr. Çağhan Kızıl: "Türkiye’deki hastanelerin %39’unda hiç test yapılmamış ve 8000’e yakın sağlık emekçisinin pozitif tanılı olduğu tahmin ediliyor. Kontrol altına alınan bir salgın senaryosu dillendiriliyor. Bunların iyimser yorum ve senaryolar olduğunu da belirtmek gerekiyor. Hangi senaryonun doğru olduğunu zaman gösterecek. Birçok ülkede 4-5 haftadan önce vaka sayıları sönümlenmiyor. Salgının nüksetme riski hep mevcut. Hiçbir ülkede hastalar tamamen iyileşmiş ve salgın tamamen ortadan kalkmış değil.''
21.04.2020- Çağhan Kızıl: "Haftasonu dahil 4 günlük bir karantina uygulanacağı duyuruldu. Bu garip bir hal almaya başladı. Bu tür önlemler salgının önüne geçemez. Genel karantina uygulamadığınız sürece, virüsün yayılımını engelleyemezsiniz. Şeffaf veri paylaşımı ve genel karantina önemleri Türkiye için çok önemli. Hala geçen haftaki toplu buluşmaların Türkiye’deki vaka artışına nasıl bir etkisi olacağını bilmiyoruz. Bu virüs büyük ihtimalle yaz boyunca dolaşımda olacak ve süreci önümüzdeki günlerde yapılanlar değil yapılmayanlar belirleyecek."
20.04.2020- Çağhan Kızıl: "İlk sokağa çıkma yasağının uygulanmasının üzerinden 1 hafta geçti ve belirgin bir etkiye sahip değil. Bilim Kurulu’nun açıklamasına göre hastaya 2, 3 ya da daha fazla test yapılabilir. Dolayısıyla testlerin kaçı yeni vaka bilmiyoruz. Yayılımın bir sebebi de hastaneler. Hasta olan bir insan gittiğinde pozitifse ve bilinmiyorsa insanlara yayabilir. Birçok hastanede izolasyon uygulamaları var ama hala yapılamayanlar var. Birçok insan yakınlarına test yaptıramadığını söylüyor. Bir insan pozitif çıktığında tüm hane halkına test yapılmalı. Toplumdaki yayılımı tam bilemiyoruz."
16.04.2020. Çağhan Kızıl: “Birçok ülkede yavaşlamalar başladı. İtalya’da vaka sayılarındaki artış azalmış durumda ancak ölümler maalesef devam ediyor çünkü sonuçlar 1-2 hafta sonra kendini gösteriyor. Ülkeler salgını kontrol altına alacak fakat ilaç mevcut olmadığından sosyal yaşama dönüş nasıl olacak konusunu herkes merak ediyor. Science’daki bir araştırmaya göre döngüye girip mevsimsel bir hal alacak ve şiddetleri azalacak çünkü bağışıklık artacak ancak 2020 ve 2021’de bu denge olmayabilir. Bu salgının şiddet, süreç ve hasarını yapılanlardan çok yapılmayanlar belirleyecek. Yapılmaması gerekenin ne olduğu her coğrafyada aynı. Vaka sayıları 4000’in altına düşmedi. Bu süreç dünyanın hiçbir yerinde 1 haftada çözülmedi. Hastalığı yok saymamak gerekiyor.”
15.04.2020- Çağhan Kızıl: “Sayıları istenilen şekilde yorumlayıp ortaya farklı senaryolar koyarak salgınla baş edilemez. Yapılmaya çalışılan olası senaryolardan en iyi olanı seçmek. Test sayıları insan sayısını göstermiyor. Her hasta 3-4 kere test ediliyor olabilir. Dolayısıyla test sayısı artarken vaka sayısı artmıyor. Bakan ‘İkinci bir dalga gelmezse’ söylemini sürecin iyi yönetilemediği için artma eğiliminin olduğu hem de sorumluluğu başkasının üzerine atma gibi okuyabiliriz. Günlük 4000’den fazla yeni vaka alıyoruz ve bunlar buz bağının görünen kısmı. Covid olarak değil farklı kodla kaydedilen insanlar var. Yoğun bakımda kaç hastanın yaşamını yitirdiği ve kaç kişinin yerlerine geldiği ile bir bilgi verilmiyor."
14.04.2020- Çağhan Kızıl: “Haftasonları 2 gün yasak koymak hiçbir şeyi engellemez çünkü hastalığın ortaya çıkması 1-2 haftayı buluyor. İşin doğası ve bilimsel mantığına uygun değil. Neredeyse her şey yanlış yapılıyor. Böyle bir panik ortamını yaratıp sonrasında bunu rahatlatmak durumun düzeldiğine dair algı yaratabilir. Testlerin arttığını biliyoruz ama bunlar kişi sayısını yansıtmıyor. Bir kişiye birden fazla test yapılıyor. İyileşen bir insana kesinlik için en az bir test daha yapılıyor. Olabildiğince geniş tabloyu görebilmek için şüpheli ve pozitif olan herkesin Covid istatistiklerine dahil edilmesi gerekir. Semptom göstermeyen insanları bulmak çok zor, sokaktan çevirip test yapmak lazım. Genel karantina tam da bu sebeple önemli.”
13.04.2030- Çağhan Kızıl: “İnsan temasını azaltmak en geçerli önlem iken Cuma gecesi yaşananlar, yapılan birçok şeye sekte vurdu. Ortaya sürekli pembe bir tablo konması ve aniden yasak gelmesi insanlarda bir paniğe sebep oldu. Bu salgının başında değil, yükseliş aşamasındayız ve kendini şiddetli hissettirecek bir salgından bahsediyoruz. İtalya 9 Mart’ta karantinaya başladı ancak salgın devam ediyor. Karantina önlemini almanız, ne zaman aldığınızla da ilişkili. Genel karantinada çalışanların hem demokratik hem de ekonomik haklarının korunması ve bunun için bir ekonomik paketin açıklanması gerekiyor. Haftasonu yaşadığımız sokağa çıkma yasağı gibi önlemler ters etki yapıyor çünkü bu bir yönetim krizi haline gelmiş durumda."
10.04.2020- Çağhan Kızıl: “Almanya Sağlık Bakanı gerçekçiliği koruyup: ‘Alınan tedbirler etkisini gösteriyor başarılıyız ama hayatın normale dönmesi çok uzak’ dedi. Birçok hastaneden gelen verilere bakınca, yavaş yavaş hastanelerin kapasitesinin dolduğunu da görüyoruz. Salgına ne zaman set çekilecek net değil. Herhangi bir salgını önlemek için insan hayatını feda etme üzerinden algı geliştirildiğinde, bunun sonucu her olayda yaşamın bitirilip bitirilemeyeceği yetkisini kendinde taşımak anlamına gelir. Bu bir Çin virüsü değil, insanların ortak sorunudur. Böyle gergin dönemlerde sarfedilen bu söylemler ırkçılık ve düşmanlığı körükleyebilir.''
09.04.2020- Çağhan Kızıl: "Vakaların Dünya’da hala en yüksek ivmeye sahip olması önümüzdeki haftaların biraz sıkıntılı geçeceğini bize belli ediyor. Aslında Ocak başından itibaren Sağlık Personeli Covid 19 kodu yerine başka kod girmeye zorlanmış. Dolayısıyla sayılar aslında çok daha yüksek. Hala ülkenin %55’e yakını sokağa çıkıyor ve işgücünü yaratan insanlar toplu taşıma kullanıyor. Bu enfeksiyon hastane için 45 gün bekleyebilecek bir enfeksiyon değil. Her gün 4 Bin enfekte insan tespit edilse hasta sayısı 200.000’e ulaşır. Tüm virüs analizleri yetkin laboratuvarlar şeffaflıkla yapılmalı ve uluslararası veri tabanlarına konmalı ki virüsler nereden geliyor bilelim.”
08.04.2020-Çağhan Kızıl: "Türkiye’deki lineer artış şunu gösteriyor: Başlangıç aşamasındayız ve üstel aşamasına geçmemiş olabiliriz. Enfekte insanların yarısı tanımlanamayan insanlar çünkü semptom göstermiyorlar. Bu sayı önemli çünkü enfekteyi yayan insanlar. Dünya’da yapılan analizlere göre, tanımlanan vakalar tüm vakaların %10’una denk geliyor. 35.000 vakanın olduğu bir yerde asıl sayının 350.000 olduğunu söylesek yanlış olmaz. İstanbul’da son 2 haftadır ölüm oranı artıyor. Neye bağlı olduğunu bilmiyoruz fakat son 5 senede bu dönemde artış olmaması akla Covid_19 bağlantısı getiriyor. Türkiye’de şu anda salgını önleme şansımız var mı bilmiyoruz ama önlemlerin alınması hasarı minimuma indirecektir."
07.04.2020-Çağhan Kızıl: "ABD’de siyasi refleksler ile bilimin söyledikleri büyük oranda örtüşmüyor. Türkiye’de de bundan çok azade bir durum yok. Türkiye’de son birkaç gündür hastalığın negatif yönlerin değil pozitif yanlarının gösterildiği görülüyor. Geleceğin ne olacağına dair soru işaretleri var. Ortaya konan önlemler objektif bakıldığında yeterli değil. İş gücünü ve üretimi sağlayan insanları serbest dolaştırarak hastalandırırsanız uzun vadede ekonominin güçlü kalmasını sağlayamazsınız. Bu dönem herkesin, bilim insanlarının, medyanın, akademisyenlerin ve siyasetçilerin dönüp kendilerine bakması gereken dönem.”
06.04.2020- Çağhan Kızıl: "Türkiye’de toplumun 1/3’ü evde olurken 2/3’ü geziyor. Bu oran ise enfekte olan kişilerin çoğunlunu gösteren genç nüfus. Telkinler elbette yapılıyor fakat evde kalın demek insanların evde kalabilmesini sağlamıyor. Genç nüfusun belki yarısı işe gitmek zorunda. Zonguldak’ta nüfusa oranla ölüm oranları Türkiye’de 1 numara. Vaka sayısı da yine İstanbul’un üzerinde. Sistem yavaş yavaş bozuluyor. New York İtfaiyesinde 376 kişi pozitif çıkmış, bu tüm itfaiyecilerin %17’si ediyor. Nature’daki bir habere göre kanalizasyon ve su arıtma tesislerindeki incelemeler sonucunda virüs yaygınlığını belirlemeyi olanaklı kılan çalışmalar var. Dünya Sağlık Örgütü çok umut veren aslında başka hastalıklar için geliştirilmiş birkaç ilaç olduğunu söylüyor.”
03.04.2020- Çağhan Kızıl: "Türkiye’deki vaka artış ivmesi Çin’in ilk günlerine benziyor ancak ondan bile fazla. Eğer Türkiye‘de önlem alınmazsa ve bu şekilde devam ederse 2-3 ay sonra 10 milyon vaka ve 300 bin ölüm ile karşı karşıya kalabiliriz. Devlet yardımı için kurumlar önünde biriken insanlar kabul edilemez. Toplumun her kesiminde bir akıl tutulması yaşanıyor. Bu verilere rağmen sokağa çıkma yasağı yoksa ve milyonlarca insan hala toplu taşıma kullanıyorsa bu tarihi bir hatadır. Bu süreç bize şunu anlattı: Aslında düşündüğümüz kadar yenilmez, güçlü ve hazır değiliz.”
02.04.2020-Çağhan Kızıl: "Her gün ölüm sayılarının %10 artması dünya üzerinde yayılımın tepe noktasına ulaşmadığını ve devam ettiğini gösteriyor. Keşke haftalardır bilimsel literatürü takip eden ve dünya örneklerinin nereye evrildiğini aktaran bilim insanlarını dinleseydiniz. Bilim Kurulu ya bu süreçte sesini çıkarmadı ya da cılız çıktı ve gelinen noktada pay sahibi. Bakanın 'Bilmiyorduk' demesi bunu gösteriyor. Vatandaşlar yardım parası için PTT’de kuyruğa giriyorlar ve bu kaş yaparken göz çıkarmak. Bu aşama hayati öneme sahip olmasına rağmen insanlar toplu taşıma kullanıyor ve sosyal hayatlarına devam ediyor. Türkiye bir an önce gerçekliğin farkına varmalı. “Bilmiyordum” demek Türkiye için arkasına sığınılacak bir argüman değil.”
01.04.2020- Çağhan Kızıl: “Türkiye’deki tablo gösteriyor ki salgın artıyor, bilanço ağırlaşıyor ve bir süre sonra daha yüksek sayılarla karşılaşacağız. Testler %25 arttırıldı doğru fakat testleri 3 katına çıkartırsak da vaka sayısı 3 katına çıkabilir. Avantajlı bir durumdan bahsedemiyoruz. İtalya’da yaşananların bir kısmı şanssızlığa bağlanabilse de büyük çoğunluğu yönetim hatasına bağlanabilir. Yapılması gereken aklın ve bilimin söylediği en temel önlemleri almak. Bugün için Türkiye’de sokağa çıkma yasağı, test artırılması ve sistemin güçlendirilmesidir. En sonda ve geç alınan kararlar hiç alınmamış hükmünde oluyor.”
31.03.2020- Çağhan Kızıl: "Hastalığın ciddiyetini reddetmek, salgının bir süre sonra kendisini daha şiddetli hissettirmesinden başka işe yaramıyor. Dünyada İtalya örneği varken bundan ders çıkaramayan ülkeler geç de olsa tarihi bir hata yaptığının farkına varacak. Pandemi bu hızla devam ederse, İstanbul’daki kamu hastanelerinde yatak sıkıntısı olacağını öngörüyorlar. Testlerin gecikmesi ve yalancı negatifliğin yüksek olması sebebiyle akciğer tomografi sonucuna göre tedaviye başlandığı söyleniyor. Bu salgını şiddetli yaşayacak olan ülkelerin kriz yönetimindeki hatası, durumu kabullenmeyip yenilmezlik illüzyonunu yaşaması.”
30.03.2020 - Çağhan Kızıl: “Karantina önlemi ve evde kalmak belli aşamadan sonra işe yaramayacak ve bu aşamanın ne olduğunu dünya örneklerinden görüyoruz. Salgında hızlı hareket edebilmek ve radikal kararlar alma becerisini göstermek çok önemli. Böyle hastalıkların tarihinde keşke şunu yapsaydık sözleri söylenir. Atılmayan adımların getirdiği felaketler ders kitaplarına girer. Durum karamsar görünüyor tablo kötü fakat bu hastalık geçecek ve mesele bunu aşarken hasarın ne kadar olduğu."
27.03.2020- Çağhan Kızıl: "Yetkililer halk hatalı gibi vurgulara sarılmaya başlasa da çalışanların işten atılmayı göze alamayacaklarına dair bir söylemleri yok. Ülkeyi neyin beklediğinin farkına varip açık ve net şekilde bu savaşa hazırlanmalı. Sağlık Bakanı bir açıklamasında 0 riskle yaşayalım dedi ancak Türkiye’nin durumu 0 riskle açıklanacak bir durumda değil. Türkiye’de Ocak’ta benzer semptomlarla başvuran olduğu ancak tanı koyulamadığı için es geçilmiş olabileceği ihtimali var. Bilime rağmen atılan adımlarsa tehlikelidir. 80 Milyonluk Türkiye ile 8 Milyonluk Türkiye karşılaştırıldığında test yapma yaygınlığında arada 27 kat fark var.”
26.03.2020- Çağhan Kızıl: "Artık öyle bir yerdeyiz ki sokağa çıkmamak dahi hastalığın yayılmasını engelleyemeyebilir. Sürü bağışıklığında ana sebep ekonominin sürmesi olarak söyleniyor ancak ana fikir bağışıklık kazandırmak. İnsanları evlere koymak gerekiyor. Kendi iradeleriyle değil, hak kaybını önleyici ve evde kalmalarının önündeki engelleri kaldıran bir düzenleme gerekiyor. Karantina uygulaması yaşanmaması ve ivmenin artmasına rağmen önlem alınmaması bir eksiklikten çok tercih olarak nitelenebilir. Ekonomistlere göre salgın ekonomiyi zaten her şartta negatif olarak etkileyecek. Bu sebeple ekonomiyi korumak için insanları da korumak gerekiyor. Şu anda yaşadığımız süreç hastalığın başlangıç süreci değil, ilerlemiş bir aşaması olabilir.”
Çağhan Kızıl: "Oldukça yaygın bir enfeksiyondan bahsediyoruz ve insanların sokağa çıkmasını engellemenin dışında bir yol görünmüyor. Enfekte insanları bulamayıp sosyal yaşamdan izole edemiyoruz ve enfeksiyonun artmasına katkıda bulunuyoruz. Acil önlem planını parça parça yetkililerden duyuyoruz ancak bunlar geç kalınmış önlemler olarak okunabilir. Test sayılarımızın artması gerekiyor. Günde 16.000 test yapan New York bile bunu yettiremiyor. New York'ta insan hayatını ön plana alan ve hemen evlere gönderen, Türkiye'de ise iş gücü ve ekonomi kaygısıyla evlere gönderilmediği süreç var."